İnsan Olmaya Geldim : Habilis’ten ChatGPT’ye: Zihin ve Beden

Alet yapabilen ilk insan olan Homo Habilis (Becerikli İnsan) insanın zihinsel ve bedensel evriminde kesin bir aşamayı ifade eder. Bu konuşmada zihin/beynin sadece bilgi işleyen bir aygıt olmayıp organizmanın hayatta kalma işlevine hizmet etmek için ortaya çıkmış ve alet yapan insanla birlikte bu işlevini karmaşık ve soyut operasyonlar yürütebilecek düzeylere kadar kendi kendine örgütlemiş bir yapılanma olduğu üzerinde durulacak. Bu yapılanmanın bedenleşme olmaksızın bir anlamı olup olmayacağı tartışılacak. Günümüzde yapay zekânın gelişimi ve kullanımı, bir yandan zihinsel kapasitemizi artıran muazzam bir “bilişsel protez” işlevi görürken, diğer yandan insanı insan yapan temel düşünme becerilerini köreltebilecek riskler barındırıyor. Dünyayı algılayıp tepki veren (reaktif) beyin görüşünün yerini dünyayı önceden bilen (proaktif) beyin anlayışının almaya başlıyor. Bu koşullarda, gelecekte zihinsel becerilerimizi bekleyen olası gelişmeler neler olabilir? İnsan beyninin anatomik evrimi nereye doğru yol alacak?

3 Ağustos 2026
18:00

DİĞER SATIŞ KANALLARI
PAYLAŞ

Küresel eşitsizlik ve yoksulluk ile gezegenimizi tehdit eden ekolojik kıyametin yaydığı antihümanizm ve mizantropi (insan sevmezlik), insanın yeryüzünü cennete çevireceği beklentisini alaycı bir dille geçiştiriyor; bir “tür” olarak İnsan’a inanç kalmamış gibi görünüyor. Hâlbuki insanın ne olduğu kadar ne olabileceği de açıktır: Dünyaya anlam verebilme yeteneğine sahip yegâne varlık insandır; sadece kendisi için değil, diğer varlıklar için de kararlı bir sorumluluk duygusu geliştirebilme imkânının tek sahibi, insan türüdür.

Antropoloji bilimi, insan türünü hem “biyolojik varlık” hem de “kültür üreten varlık” olarak ele alır. Buna göre İnsan, ne kendiliğinden her şeyi yapabilmeye muktedir bir varlıkmışçasına tarihin başlangıç noktasıdır, ne de umutsuz bir vaka olarak doğa tarafından dayatılmıştır; insan, “kendini yaratmış” bir varlıktır. Dolayısıyla, antropoloji için insan mutlak şekilde bu dünyanın felaketini hazırlamaya yazgılı bir varlık değildir. İnsan, olan bir varlıktır, onun özelliği oluş halinde olmasıdır. O nedenle insan, değişken haldeki tarihin önkoşuludur. İnsan, mümkündür. Ve imkân, kendisindedir. Antropoloji, bunu kavramak için gereklidir.

Ayrıca, yaklaşan ekolojik kıyamet ve küresel kapitalizmin yarattığı toplumsal yıkım, doğa bilimleri ile sosyal bilimleri birbirine yakınlaştırmaktadır. Doğa ile toplum arasındaki karmaşık eş-evrimsel ilişkilerin bileşeni İnsan’dır; İnsan’ın doğayla ve insanla olan ikili ilişkisi onu bugün merkeze koymaktadır. Konusu insanlık durumunu incelemek olarak tanımlanan antropolojinin işlevi, önemi ve değeri bu koşullarda şüphesiz artıyor ve daha da artacak gibi görünüyor. Tarihe uzun erimli bakan düşünürler, gelecekte toplum ve doğa bilimlerinin birbirini kapsayacağını, tek bilim olacağını söylüyorlardı. Bu özgün varsayım neredeyse gerçek oluyor gibi. İnsanı “biyo-kültürel” bir varlık olarak ele aldığı için ta en başından beri tüm bilimlerle (hem biyoloji, kimya, fizik, coğrafya gibi doğa bilimleri hem de tarih, sosyoloji, arkeoloji, psikoloji gibi sosyal bilimlerle) ilişki halinde, “bilimler arası bir bilim” olan antropoloji, doğal ve toplumsal kıyamet alametlerinin belirdiği günümüz dünyasında “tek bilim” için en güçlü aday konumundadır.

Belki de tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de son yıllarda antropolojiye bu nedenle artan bir ilgi var; alana ilişkin telif ve çeviri kitaplarda gözle görülür bir artış olduğu rahatlıkla gözlenebiliyor. İnsana dair hiçbir şeye yabancı olmayan UrlaDam, mümkün varlık olan İnsan’ın imkânlarını görebilmek için öncelikle onu tanımaya davet ediyor sizi.

Size özel indirim kodunuzu CEPTETEB Yıldız Ayrıcalıklar veya Size Özel sekmesinden oluşturabilir ve ödeme aşamasında bu kodu girerek indirimden yararlanabilirsiniz.