İnsanın yeryüzündeki geleceğinin ciddiyetle tartışıldığı, ekolojik kıyamet ve yapay zekâ tartışmalarının “insan soyunun son bulacağı” yorumlarına kadar uzandığı bir zamandan geçerken “Antropoloji nedir ve ne işe yarar?” sorusu üzerinde duruyoruz.
Küresel eşitsizlik ve yoksulluk ile gezegenimizi tehdit eden ekolojik kıyametin yaydığı antihümanizm ve mizantropi (insan sevmezlik), insanın yeryüzünü cennete çevireceği beklentisini alaycı bir dille geçiştiriyor; bir “tür” olarak İnsan’a inanç kalmamış gibi görünüyor. Hâlbuki insanın ne olduğu kadar ne olabileceği de açıktır: Dünyaya anlam verebilme yeteneğine sahip yegâne varlık insandır; sadece kendisi için değil, diğer varlıklar için de kararlı bir sorumluluk duygusu geliştirebilme imkânının tek sahibi, insan türüdür.
Antropoloji bilimi, insan türünü hem “biyolojik varlık” hem de “kültür üreten varlık” olarak ele alır. Buna göre İnsan, ne kendiliğinden her şeyi yapabilmeye muktedir bir varlıkmışçasına tarihin başlangıç noktasıdır, ne de umutsuz bir vaka olarak doğa tarafından dayatılmıştır; insan, “kendini yaratmış” bir varlıktır. Dolayısıyla, antropoloji için insan mutlak şekilde bu dünyanın felaketini hazırlamaya yazgılı bir varlık değildir. İnsan, olan bir varlıktır, onun özelliği oluş halinde olmasıdır. O nedenle insan, değişken haldeki tarihin önkoşuludur. İnsan, mümkündür. Ve imkân, kendisindedir. Antropoloji, bunu kavramak için gereklidir.
Ayrıca, yaklaşan ekolojik kıyamet ve küresel kapitalizmin yarattığı toplumsal yıkım, doğa bilimleri ile sosyal bilimleri birbirine yakınlaştırmaktadır. Doğa ile toplum arasındaki karmaşık eş-evrimsel ilişkilerin bileşeni İnsan’dır; İnsan’ın doğayla ve insanla olan ikili ilişkisi onu bugün merkeze koymaktadır. Konusu insanlık durumunu incelemek olarak tanımlanan antropolojinin işlevi, önemi ve değeri bu koşullarda şüphesiz artıyor ve daha da artacak gibi görünüyor. Tarihe uzun erimli bakan düşünürler, gelecekte toplum ve doğa bilimlerinin birbirini kapsayacağını, tek bilim olacağını söylüyorlardı. Bu özgün varsayım neredeyse gerçek oluyor gibi. İnsanı “biyo-kültürel” bir varlık olarak ele aldığı için ta en başından beri tüm bilimlerle (hem biyoloji, kimya, fizik, coğrafya gibi doğa bilimleri hem de tarih, sosyoloji, arkeoloji, psikoloji gibi sosyal bilimlerle) ilişki halinde, “bilimler arası bir bilim” olan antropoloji, doğal ve toplumsal kıyamet alametlerinin belirdiği günümüz dünyasında “tek bilim” için en güçlü aday konumundadır.
Belki de tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de son yıllarda antropolojiye bu nedenle artan bir ilgi var; alana ilişkin telif ve çeviri kitaplarda gözle görülür bir artış olduğu rahatlıkla gözlenebiliyor. İnsana dair hiçbir şeye yabancı olmayan UrlaDam, mümkün varlık olan İnsan’ın imkânlarını görebilmek için öncelikle onu tanımaya davet ediyor sizi.
Size özel indirim kodunuzu CEPTETEB Yıldız Ayrıcalıklar veya Size Özel sekmesinden oluşturabilir ve ödeme aşamasında bu kodu girerek indirimden yararlanabilirsiniz.